Mülakatta bilmediğiniz bir soru gelirse ne yapmalısınız?

Bilmediğiniz mülakat sorusunda varsayımınızı açık tutun, gerekli ayrıntıyı sorun ve bilmediğiniz kısmı dürüstçe belirtin.

Cevabı bilmiyorum. Yine de iyi bir cevap mümkün. Eksik parça ve büyüteç.

Mülakatta bilmediğiniz bir soru geldiğinde önce soruyu doğru anladığınızdan emin olun. Bilginizin sınırını açıkça belirtin, bildiğiniz ilgili kısmı ayırın ve çözümü nasıl araştıracağınızı veya hangi adımlarla düşüneceğinizi anlatın. Doğru cevabı biliyormuş gibi davranmayın. Sorunun türüne göre bir açıklama istemek, kısa düşünme süresi almak veya varsayımınızı söyleyerek ilerlemek mümkün olabilir.

Her bilinmeyen soru aynı değildir. Bir kavramın tanımını bilmiyor olabilirsiniz; daha önce kullanmadığınız bir araç sorulabilir; ya da tek cevabı olmayan bir durum üzerinde düşünmeniz istenebilir. Önce hangi tür soruyla karşılaştığınızı ayırmak, gereksiz panikle uzun ve belirsiz bir cevap vermenizi önler.

Sorunun hangi kısmını bilmediğinizi bulun

Şöyle bir görüşme düşünün: Adaya müşteri şikayetlerinin arttığı bir durumda ne yapacağı soruluyor. Aday şirketin sistemini bilmediği için “Bilmiyorum” deyip duruyor. Oysa soru belirli bir ekranın kullanımından çok, sorunu nasıl inceleyeceğine ilişkin olabilir. “Şikayetlerin hangi kanalda ve hangi dönemde arttığına dair bilgi var mı?” diye sorması düşünmeye başlamasını sağlar.

Başka bir soruda ise belirli bir yazılımın özel komutunun adı istenebilir. Burada genel problem çözme anlatımı, eksik teknik bilgiyi ortadan kaldırmaz. Aday komutu bilmiyorsa bunu açıkça söylemeli; bildiği başka bir aracın komutunu aynıymış gibi sunmamalıdır. Gerekiyorsa benzer işi hangi yöntemle yaptığını ayrıca anlatabilir.

Kendi hazırlığınızda da “Bilmiyorum” ifadesini daraltın. Terimi mi bilmiyorsunuz, uygulamayı mı yapmadınız, yoksa sorunun bağlamı mı eksik? Bu ayrım yalnız cevabı güzelleştirmek için değildir. Hangi açıklamaya veya hangi bilgiye ihtiyaç duyduğunuzu belirler.

Açıklama isterken soruyu karşı tarafa çözdürmeyin

Anlaşılmayan bir sözcüğü veya kapsamı netleştirmek uygundur. “Burada müşteri sayısındaki artışı mı, aynı müşteriden gelen tekrar şikayetleri mi kastediyorsunuz?” gibi bir soru, çözüm yolunu etkileyen ayrımı ortaya çıkarır. Buna karşılık peş peşe çok sayıda soru sorarak bütün yaklaşımı karşı taraftan almak, kendi düşüncenizi görünmez bırakabilir.

Bir veya iki gerekli açıklamadan sonra ne anladığınızı kısaca söyleyin. “Aynı ürünle ilgili tekrar şikayetleri ele aldığımızı anlıyorum. Önce ortak konuyu ve hangi aşamada ortaya çıktığını inceleyerek başlarım” diyebilirsiniz. Bilgi eksikse varsayımınızı belirtin: “Veriye erişebildiğimi varsayarak anlatıyorum.”

Varsayım, gerçek bilgi değildir. Cevabın ilerleyen kısmında başlangıçtaki varsayımı unutup kesin sonuç gibi konuşmayın. Örneğin şikayet artışını ürün hatasına bağlamak için yeterli bilgi yoksa başka olasılıkları da düşünün. Görüşmede yöntem göstermek, ilk akla gelen nedeni kesinleştirmekten farklıdır.

Bildiğiniz kısmı açık bir sınırla anlatın

Kullanmadığınız bir araç sorulduğunda şu yapı işe yarayabilir: “Bu aracı kullanmadım. Benzer kayıtları başka bir sistemde takip ettim. İlgili görev için önce veri yapısını ve işlem adımlarını öğrenmem gerekir.” Böyle bir cevap hem eksikliği hem yakın deneyimi gösterir. “Hepsi aynı zaten” demek ise bilmediğiniz aracın farklarını yok sayar.

Bir kavramı kısmen biliyorsanız hangi kısmından emin olduğunuzu belirtin. “Terimin bu bağlamdaki tam karşılığından emin değilim; şu kullanımını biliyorum” diyebilirsiniz. Sonrasında yanlış bilgiyi uzun açıklamalarla savunmak yerine soruya dönün. Emin olmamakla hiçbir şey bilmemek aynı durum değildir; ikisini dürüstçe ayırın.

Teknik olarak yanlış bir şey söylediğinizi fark ederseniz düzeltin. “Az önce iki kavramı karıştırdım; cevabımı düzelteyim” demek, hatayı sürdürmekten daha açıktır. Düzeltme sırasında baştan uzun bir savunma yapmanız gerekmez. Doğru bildiğiniz noktayı ve kalan belirsizliği söyleyin.

Sessiz kalmak yerine düşünme süresi isteyin

Soruyu duyar duymaz konuşmaya başlamak zorunda değilsiniz. “Bir an düşünüp adımları sıralamak isterim” diyebilirsiniz. Kısa duraklama, cevabı düzenlemenize yardım eder. Ardından soruyla ilgili ilk adımı söyleyin. Duraklamayı belirsiz bir monoloğa dönüştürmek yerine düşüncenizi birkaç anlamlı aşamada paylaşın.

Örneğin bir süreç sorusunda önce mevcut durumu, sonra gerekli bilgiyi, ardından seçenekleri ve karar ölçütünü anlatabilirsiniz. Ancak bu sırayı bütün sorulara mekanik biçimde uygulamayın. Sorulan şey yalnız bir kavramın tanımıysa uzun süreç anlatımı cevabın yerini tutmaz.

Görüşmede verilen bir uygulama veya test sırasında dış araç kullanmadan önce kuralları netleştirin. Arama motoru, yapay zeka veya dokümantasyon kullanımı izinli değilse bunlara başvurmayın. İzinliyse de bulduğunuz cevabı anlamadan aktarmayın. Hangi kısmı kendiniz bildiğinizi ve hangi kısmı kontrol ettiğinizi ayırın.

Görüşme sonrasında ne yapabilirsiniz?

Hatırladığınız soruyu ve nerede zorlandığınızı not edin. Eksikliği tek bir öğrenme görevine dönüştürün: bir kavramı açıklamak, basit bir örneği uygulamak veya ilgili sürecin akışını çıkarmak. Her zor sorudan sonra bütün mesleği baştan öğrenmeniz gerektiği sonucuna varmayın. Önce sorunun hedef rolle ne kadar ilgili olduğunu değerlendirin.

Takip mesajı gönderecekseniz görüşmeyi yeniden yazmaya çalışmayın. Açıkça yanlış verdiğiniz önemli bir bilgiyi kısa biçimde düzeltebilir veya görüşmede paylaşmanız istenen bir çalışmayı iletebilirsiniz. İstenmeyen uzun bir cevap dosyasının değerlendirmeyi değiştireceğini varsaymayın.

Hazırlık için bir tanıdığınızdan alanınızla ilgili üç soru seçmesini isteyin. Birini iyi bildiğiniz, birini kısmen bildiğiniz, birini bilmediğiniz şekilde çalışın. Amaç her soruda iyi görünmek değil, üç durumda da açık ve tutarlı konuşabilmektir. Deneyim eksikliği sorusuna hazırlanma yazısı bu çalışmayı tamamlayabilir.

Soruyu sonradan araştırmak için not almanız yararlı olabilir. Ancak görüşmede verdiğiniz cevabı sonradan doğruymuş gibi yeniden anlatmayın. Takip mesajı gönderecekseniz yalnız gerçekten ilgili ve kısa bir düzeltme yapın: Hangi noktayı kontrol ettiğinizi ve önceki ifadenizde neyin eksik kaldığını belirtin. Her bilmediğiniz soru için uzun ek dosyalar yollamak gerekmez. Öğrenme notunu öncelikle kendi hazırlığınızı geliştirmek için kullanın ve benzer sorunun mantığını çalışın.

Bilmediğiniz soruda üç adım

Üç adımda uygulayın
  1. Soruyu ayırın

    Bilgi eksikliği ile bağlam belirsizliğini birbirinden ayırın.

  2. Sınırınızı söyleyin

    Bildiğiniz ve bilmediğiniz kısmı kısa biçimde belirtin.

  3. Yaklaşımınızı gösterin

    Gerekli bilgiye nasıl ulaşacağınızı veya nasıl düşüneceğinizi anlatın.

Murat Kendugan Kariyer Gelişim Kursu: programı inceleyin

Kariyerinizdeki bir sonraki adımı çalışmak için Kariyer Gelişim Kursu programını inceleyebilirsiniz.

Sıkça sorulan sorular

“Bilmiyorum” demek mülakatı bitirir mi?

Tek bir cevabın bütün değerlendirmeyi nasıl etkileyeceğini önceden bilemezsiniz. Yanlış bilgi üretmek yerine sınırınızı ve ilgili yaklaşımınızı açıkça anlatın.

Tahmin yürütmem istenirse ne yapmalıyım?

Tahmin olduğunu ve hangi varsayıma dayandığını belirtin. Sonucu kesin bilgi gibi sunmayın; hangi ek bilginin tahmini değiştireceğini açıklayın.

Soruyu tekrar etmelerini isteyebilir miyim?

Evet. Özellikle kapsamı veya bir terimi anlamadıysanız kısa bir açıklama isteyin. Sonra kendi cevabınızı kurun.

Sonradan doğru cevabı göndermek gerekir mi?

Her durumda gerekmez. Görüşmede istenen bir takip veya önemli bir düzeltme varsa kısa ve ilgili biçimde paylaşabilirsiniz.

Murat Kendugan

İş hayatını anlamak, becerilerini geliştirmek ve bir sonraki adımını netleştirmek üzerine içerikler.

Yazarı tanı
← Tüm yazılara dönVideoları keşfet