• Murat Kendugan

Kaplumbağa Terbiyecisi Hikayesi ve Liderlik Sırları


Osman Hamdi Bey’in Kaplumbağa Terbiyecisi tablosunun hikayesi son yıllarda ortaya çıkan bilgilerle biraz daha aydınlanmaya başladı. En pahalı yerli resim diyebileceğimiz Kaplumbağa Terbiyecisi’nin 1906’da ve 1907’de çizilmiş iki versiyonu bulunuyor. İlk versiyona BUGÜN ve ikinci versiyona da dilerseniz YARIN kod adını verelim. Peki, bu tablonun bir DÜN’ü yok mu?


Sanat, bilim ve eğitim ile dolu bir hayat ile Leonardo Da Vinci’ye de benzetilen Osman Hamdi Bey’in belki de bu çok yönlülüğünden etkilenen Sakıp Sabancı Müzesi 2017 yılında “Görünenin Ötesinde Osman Hamdi Bey” isimli sergisinin kapılarını açtı. Osman Hamdi Bey’in eserleri bilimsel yöntemlerle araştırıldı. Liderlik adına çokça şey öğreneceğimiz Kaplumbağa Terbiyecisi kimdir, nerede, anlamı nedir ve hikayesi nedir sizinle bu haftaki yazımızda paylaşıyorum.


Aynı zamanda Vazoda Çiçekler eseri ile ilgili ufak bilgilere de burada ulaşabilirsiniz.


#KaplumbağaTerbiyecisi #Liderlik #OsmanHamdiBey


Videoma bir beğeni ve yorum bırakarak bana destek olabilirsiniz. Yeni videolardan haberdar olmak için de Abone ol butonuna tıklamanız yeterli :)

Aşağıda gördüğünüz tablonun ismi Vazoda Çiçekler ve Osman Hamdi Bey’e ait bir resim. Tablonun hikayesi, Lübnan’ın Sayda kentinde başlamış. Osman Hamdi Bey’in de katıldığı bir kazı çalışmasında çıkarılan eski kral mezarının Almanya’ya gönderilmesi istenmiş. O dönem Osmanlı’da Müze-i Hümayun yani İmparatorluk Müzesi isminde bir kurum bulunuyor. Ancak, müze Almanlar tarafından yönetiliyormuş. Osman Hamdi Bey bu eserin Osmanlı topraklarında kalması için elinden gelen her şeyi yapmış ve sonunda bu çabalarından Almanya İmparatoru da haberdar olmuş. Osman Hamdi Bey’in yaklaşımından çok etkilenmiş olacak ki ona tavus kuşu desenli beyaz, bir Japon vazosunu hediye etmiş. Osman Hamdi Bey de belki de bir jest olarak bu tabloyu çizmiş.

Osman Hamdi Bey'in hayatını incelediğimizde Müze-i Hümayun olarak bahsettiğimiz bugünkü adı ile İstanbul Arkeoloji Müzesi’ni Osmanlıya kazandıran isimlerden biri olduğunu ve bir sürede bu kurumun müdürlüğünü yaptığını görüyoruz. İlk güzel sanatlar okulu Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’ni 1882 yılında kurulumunda rol almış ve birçok arkeolojik kazıya katılarak Büyük İskender’in mezarının bulunmasına katkı sağlamış. Çok yönlülüğüyle Leonardo da Vinci’ye de benzetilen Osman Hamdi Bey’in ressam kimliğinin arkasında sanat ve bilim ile iç içe bir hayat görüyoruz.


Bu çok yönlülüğün de etkisi ile Sakıp Sabancı Müzesi de 2017 yılında “Görünenin Ötesinde Osman Hamdi Bey” isimli bir sergi açıldı. Yakın zamanda Google Arts ve Culture platformuna da eklenen çalışmada eserleri bilimsel yöntemlerle incelenerek kullandığı boya uygulama teknikleri, malzemeler ve resimlerinin hikayeleri ortaya çıkarıldı.


Sergiye göz atmak için linke tıklayabilirsiniz: https://g.co/arts/mdxDNGdM7tAnkdyd8


Müzayedelerde milyonlarca dolara satılan sanat eserlerinin değerinin neye göre belirlendiğini daha önce hiç merak ettiniz mi? Tablonun boyutu, çizim tekniği, sanatçısı, ne zaman çizdiği gibi birçok etken sayabilecekken tüm bunları birleştiren şeyin tablonun hikayesi olduğunu görüyorum. Geçtiğimiz senelerde tam 450 milyon dolara satılarak dünyanın en yüksek fiyatlı tablosu unvanını kazanan Leonardo Da Vinci’nin Salvador Mundi’sinin son 15 yılda değişen hikayesine gelin birlikte göz atalım.

Tablo aynı tablo ama hikayesi onu milyonlarca dolarlık bir değere ulaştırmış. Kaplumbağa Terbiyecisi de 2004 yılında İktisat Bankası’nın yaşadığı sıkıntılar sonrasında açık artırma ile Pera Müzesi’ne 5 milyon liraya satılarak en değerli Türk tablosu unvanını kazanmıştı.


Tablonun satıldığı dönemde, oryantalizm yani doğu ile batıyı sentezleyen sanat akımının bir yansıması olarak Osman Hamdi Bey’in ikinci bir “Kaplumbağa Terbiyecisi” çizdiği de biliniyordu. Liderlik konumuza da yavaştan bir giriş yapmak için şimdilik bu tabloya “YARIN” kod adını verelim. Bu eser de 1980’lerde Londra’daki bir müzayede de 100 bin dolara satın alınmış ve Sakıp Sabancı Müzesi’nde 2009 yılında sergilenmişti.


Tablonun sergilendiği dönemde bir başka iddia ortaya atıldı. Osman Hamdi Bey’in meşhur tablosu çizilmeden yaklaşık 40 yıl önce Fransız Tour du Monde (Tüğ du monde) dergisinde Japon gravür tekniği ile çizdiği şöyle bir çalışma yapıldığı fark edildi. Yakın dönemde ise Osman Hamdi Bey’in Bağdat’tan babasına yolladığı bir mektupta “Bana yollamış olduğunuz Tour du Monde’u okudum.” Notunun yer aldığı belirtildi. Bu notla beraber “Kaplumbağa Terbiyecisi”nin bir geçmişi olduğunu öğrendik. Bu geçmişe de şimdilik “DÜN” kodadını verelim.


Sanat Felsefesi kitabının yazarı Noel Carroll’a göre bir eserin hikayesi ona sorulan soruların niyetleriyle şekillenir. Saatiniz var mı diye bir soru sorulduğunda evet var diyerek arkanızı dönüp gider misiniz? –ki bunu yapanların da olduğunu hepimiz biliyoruz ama birçoğumuz evet şuan saat sabah 9.30 ve Murat Kendugan her Pazar olduğu gibi yeni bir video yayınladı. Kanalına abone olup, bildirimlerinizi açarak siz de videolarından ücretsiz haberdar olabilirsiniz; diyecektir diye umuyorum. Eğer tabi siz de abone değilseniz abone ol butonuna tıklayarak kanalımızı destekleyebilirsiniz. Sonuç olarak biri size net olarak saat kaç diye sormasa da niyetini anlayıp buna göre cevaplar veriyoruz. Öyle ise Kaplumbağa Terbiyecisi’nin dünü, bugünü ve yarınına daha iyi bir lider olabilmek için sorularımızı soralım bakalım, ne cevaplar alacağız.


Tasavvuf öğretileri Dün, bugün ve yarını “bilmek, bulmak ve olmak” şeklinde açıklar.


Peki bu ne demek?


Bilmek insanın ilk önce hamlığını atar, bir fikrin varlığından haberdar olma ve bir işin öğrenilme aşamasıdır. Ne aradığınızı bilmeden ne bulduğunuzu da anlayamazsınız. Bu nedenle yeni adım attığınız bir işte öncelikle teknik becerilerinizi geliştirmelisiniz. Becerileriniz geliştikçe olaylara daha kapsamlı bakmaya ve daha öz güvenle hareket etmeye başlayacaksınız. Bilmediklerinizi bilmeye, öğrenmeye çalıştıkça bulmaya başlayacaksınız.


Bulduklarınızın size yeni çalışma alanları oluşturacak. Kişisel etki alanınız genişledikçe Güven ilişkisi kurulmaya, sizden uzaklaşan kaplumbağalar size kulak kabartmaya başlayacak.


Siz gelişip büyüdükçe kaplumbağaların küçüldüğünü ve sizi daha çok kişinin dinlemeye başladığını göreceksiniz. Tıpkı Kaplumbağa Terbiyecisi’nin bugününde sizi 3 kaplumbağa dinliyorken yarınında 4 kaplumbağa dinlemesi gibi.


Liderlik bir tercih meselesidir. Dün nerede ve nasıl durduğunuzdan ders alıp, bugün kendinizi aydınlığa yönlendirmeniz gerekir. Sabırlı, çözüm odaklı ve çevrenizdekilerin ihtiyaçlarından haberdar olmalısınız.


Kaplumbağaların, Kaplumbağa Terbiyecisi’nin etrafındaki yapraklara doğru hareket ettiğini, sağ taraftaki kaplumbağaların ise uzaklaştığını fark ettiniz mi? Bu yaprakları yönettiğiniz ekibin hedefleri ya da ödülü gibi düşünebilirsiniz. Eğer bir hedef ulaşılabilir, herkesi ortak paydada birleştirebilirse birlikte çalışmak çok daha kolay olur.


Çevrenizdekilerin gerçek potansiyelini ortaya koymak istiyorsanız empati kurun. Çünkü empati aynı kişinin farklı ortamlarda bambaşka davranmasına neden olabilir. Dilerseniz bu hikayeyi ünlü motivasyon konuşmacısı Simon Sinek’den dinleyelim.

Tabloya baktığınızda ağırlıklı olarak hangi renkleri görüyorsunuz? Terbiyecinin kırmızı kaftanı, duvardaki mavi çiniler, kaplumbağaların yeşil kabuğu ve yukarıdaki sarı yazılar…

1920’lerde Wonder Woman karakterinin yaratıcılarından Amerikalı Psikiyatrist William Moulton Marston DISC adını verdiği ve İngilizce Dominance (D), Influence (I), Steadiness (S), and Conscientiousness (C) kelimelerinin baş harflerinden oluşan bir kişilik testi oluşturmuştu. İnsanların karakterlerini hislerinin ve çevreleriyle olan etkileşimlerinin belirlediğini savunmuştu. Bu konsept hala günümüzde meslek seçimi ve karakter analizi için kullanılıyor.

Bu teori gördüğünüz gibi insanların kırmızı, sarı, mavi ve yeşil renklerle özdeşleştirilen karakter özelliklerine sahip olduğunu savunuyor. Sizin de çevrenizde bu karaktere benzeyen insanlar var mı? İnsan beyni etiketler üreterek çalışır. Güvenli hissetmek ister ve bunun için geçmiş tecrübelerimizle güncel tecrübelerimizi eşleştirmek isteriz. Bu etiketler oluştukça, kendimize güvenli alanlar yaratırız. Farklı renk gruplarındaki insanlara onların anlayacakları ve daha çok sahiplenecekleri biçimde yaklaşmak size bambaşka kapılar açabilir. Bunun için de hazırlanmış şu tabloya göz atabilirsiniz.

Çevrenizde kimler olursa olsun bir iş yaparken sarılar gibi kendinizi yeşiller gibiyse çevrenizi dinleyin. Maviler gibi analiz yapın ve kırmızılar gibi harekete geçin. Tüm bunları yapamıyor musunuz? Öyle ise Kaplumbağa Terbiyecisi gibi çevrenizi bu renklerle donatın.


Her ne kadar çalıştığınız kişilerle renklerimizi, görüşlerimiz ve hayat beklentilerimiz ayrı olsa da bizi birbirimize bağlayan mutlaka ortak bir şeyler bulun. Eğer kaplumbağaları terbiye etmek istiyorsanız siz de sırtınıza onları anımsatan bir nakkare yani eski bir davul takın. Ortak özelliklerinizin güven ilişkisi kurmada en önemli yol göstericiniz olduğunu unutmayın.


Kaplumbağa terbiyecisinin batı yönüne doğru aydınlık bir pencereye baktığını görüyoruz. Sizin de yaptığınız işlerde aydınlık bir pencereniz olsun. Hedeflerinizi ve neden bulunduğunuz konumda olduğunuzu bilin.


Pencerenin üzerindeki yazıyı fark ettiniz mi? Kültür ve Turizm Bakanlığının yayınladığı Osman Hamdi Bey Sözlüğü isimli kitapta bu yazının “Şifa’al-kulûp lika’al Mahbub” yani “Kalplerin şifası, Sevgiliyle buluşmaktır.” Anlamına geldiği söyleniyor. Her şeyin üzerinde bir vizyondan gelecekte gidilmek istenen bir noktadan bahsediliyor. Kaplumbağalar da, terbiyeci de, pencere de bunların altında…


Peki ya, yazının üstündeki kubbe, kubbenin üzerindeki gökyüzü ve gökyüzünün de ötesi?


Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Yeni videolar her Pazar sabah saat 9.30’da Barış Özcan videolarının hemen arkasından yayınlanmaya devam edecek. Tabii beraberinde blog yazılarımız da gelecek. Beni desteklemek için kanalıma abone olup, videolarıma yorum ve beğeni bırakabilirsiniz. Kanalıma abone olmak için buraya tıklayabilirsiniz.


Sevgili ŞİRKET! Tekrar görüşene dek, kendinize çok iyi bakın. Hoşça Kalın!