Feynman tekniğini iş için öğrenirken kullanmanın pratik yolu, tek bir konuyu seçmek, onu kendi dilinizle açıklamak ve açıklayamadığınız noktayı yeniden çalışmaktır. Amaç, notu kısaltıp ezberlemek değil; bilginin nasıl işlediğini anlayıp anlamadığınızı görmektir. Yeni bir rapor, müşteri süreci veya hesaplama öğreniyorsanız, konuyu hiç bilmeyen bir çalışma arkadaşına anlatabilecek bir açıklama hazırlayın. Takıldığınız yerde terimi tekrar etmek yerine kaynağa dönün. Sonra yeni bir örnekle yeniden anlatın. Gelin bunu bir rapor üzerinden deneyelim.
Bir kavramın adını bilmek, onu açıklayabilmek değildir
Fizikçi ve öğretmen Richard Feynman, 1966 tarihli bilim öğretimi konuşmasında bir şeyin adını öğrenmekle nasıl işlediğini anlamayı ayırıyor. Kurmalı oyuncak örneğinde yalnız “enerji” kelimesini söylemek yerine yayı, dişlileri ve hareketi açıklamaya dikkat çekiyor. Öğrenilen yeni kelimeyi kullanmadan konuyu kendi dilinizle anlatmayı da bir kontrol olarak öneriyor.
Bu yaklaşımı ofise taşıdığımızda soru değişiyor: “Bu raporda dönüşüm oranı yazıyor” diyebiliyor musunuz, yoksa hangi iki sayının bölündüğünü, hangi dönemin kullanıldığını ve sonucun neyi gösterdiğini de açıklayabiliyor musunuz? Günlük kullanımda Feynman tekniği denilen öğrenme düzenini burada bu kontrol fikriyle uygulayacağız. Güzel konuşmak değil, açıklamadaki boşluğu bulmak önemli.
Bir konuyu öğrenmeden önce doğru iş sorusunu belirlemek de yardımcı olur. “Raporlama öğrenmek” fazla geniştir. “İade oranı nasıl hesaplanıyor ve bu raporda hangi işlemler sayılıyor?” daha çalışılabilir bir sorudur.
Bir rapor terimini kendi dilinizle açıklayın
Şöyle bir durum düşünün: Aylık müşteri raporunda “aktif müşteri” sayısını hazırlayacaksınız. Eğitim notunda tek satırlık bir tanım var. Dosyayı açıp geçen ayki formülü kopyalayınca işi bildiğinizi hissedebilirsiniz. Fakat bir arkadaşınız “Ay başında hesap açıp hiç işlem yapmayan kişi dahil mi?” diye sorunca duruyorsunuz.
Bu duraksama başarısızlık değil, öğrenme sorusudur. Kaynakta yalnız dönem içinde işlem yapan hesapların sayıldığını, iptal edilen işlemlerin hariç tutulduğunu gördüğünüzü düşünelim. Artık açıklamanız şöyle olabilir: “Bu tabloda aktif müşteri, seçilen ay içinde geçerli işlem yapan hesaptır. Hesabı açılmış ama o ay işlemi olmayan kişi sayıya dahil değildir.”
Ardından açıklamanızı birkaç küçük kayıtla sınayın:
Örnek kayıt | Açıklamanızın cevaplaması gereken soru |
Hesap önceki ay açılmış, bu ay işlem var | Açılış tarihi mi, işlem tarihi mi belirleyici? |
Bu ay yalnız iptal edilmiş işlem var | İptal edilen işlem dahil mi? |
Aynı hesapta birden fazla işlem var | Hesap bir kez mi, her işlem için mi sayılıyor? |
Kendi işinizde tanımı onaylı rapor dokümanından ve sorumlu kişiden öğrenin. Açıklama anlaşılır olsa bile yanlış bir kapsamı anlatıyor olabilir.
Anlatamadığınız yere daha uzun cümle eklemeyin
İlk açıklamada boşluk kaldığında çoğu kişi metni uzatır. “Genel olarak değerlendirildiğinde aktiflik kriterine göre…” gibi ifadeler eklenir. Oysa sorun anlatım uzunluğu değil, sayım kuralının bilinmemesidir.
Eksik noktayı soru olarak yazın: “Bir hesap iki farklı müşteri kimliğiyle görünürse ne yapılıyor?” Ardından bu sorunun cevabını arayın. Böylece bütün eğitim dosyasını tekrar okumak yerine belirli bir bilgiyi kontrol edersiniz. Kaynakta cevap yoksa işi bilen kişiye sorun ve cevabın nerede kayıtlı olduğunu öğrenin.
Açıklamanızda kullanmanız gereken teknik kelimeyi tümden silmek zorunda değilsiniz. Önce günlük dille işleyişi anlatın, sonra terimi bu açıklamaya bağlayın. “Tekilleştirme” diye başlayıp durmak yerine, “Aynı hesabın farklı satırlarda bulunması halinde hesabı bir kez sayıyoruz; bu adım tekilleştirme” diyebilirsiniz.
- Konuyu daraltın
Tek bir kavramı veya iş adımını seçin.
- Kendi dilinizle anlatın
Terimleri kullanmadan nasıl işlediğini açıklayın.
- Eksik noktaya dönün
Kaynağı kontrol edip açıklamanızı yeniden sınayın.
Yeniden anlatırken örneği değiştirin
Notu kapatıp aynı paragrafı kelimesi kelimesine söylemek, açıklamayı ezberlediğinizi gösterebilir. Konuyu farklı bir kayıtla anlatmayı deneyin. Örneğin ayın son günü işlem yapan, ertesi ay iade kaydı oluşan bir hesap seçin. Hangi tarihin kullanılacağını söyleyebiliyor musunuz?
Bu deneme sırasında yeni bir belirsizlik çıkarsa notunuza ekleyin. Her durum için cevabı hemen bilmek zorunda değilsiniz. “Bu kısmı doğrulayacağım” demek, kuralı uydurmaktan daha faydalıdır. Özellikle hazırladığınız açıklamayı yapay zekayla sadeleştiriyorsanız, bilginin doğruluğunu kontrol etme adımını atlamayın. Daha akıcı bir cümle, daha doğru bir bilgi anlamına gelmez.
Bir arkadaşınızdan yalnız “Anlaşıldı mı?” diye görüş istemek yerine belirli bir soru sorun: “Bu açıklamaya göre hiç işlem yapmayan hesabı nereye koyarsınız?” Verdiği cevap, açıklamanızın hangi noktada eksik kaldığını daha net gösterir.
Bugün tek bir kavramla başlayın
Bir açıklamayı sınarken benzetmenin sınırını da sorun. Müşteri hesabını bir kutuya benzetmek sayımın mantığını anlatabilir; fakat aynı kişinin iki hesabı olduğunda hangi kutuların birleşeceğini açıklamaz. Benzetme sizi asıl iş kuralından uzaklaştırıyorsa onu bırakın. Günlük dil kullanmak, bütün istisnaları silmek veya her kavrama sevimli bir hikaye bulmak değildir. Anlatımın hedefi, karşı tarafın ilgili kararı doğru verebilmesidir. Örnekteki arkadaşınız açıklamayı okuduktan sonra bir kaydı doğru sınıfa koyabiliyorsa kontrol daha anlamlı hale gelir.
Son açıklamanızı saklarken hangi kaynak sürümüne dayandığını da yazın. Rapor kuralı değişirse eski açıklamanın tekrar kullanılmasını önleyebilirsiniz. Bir yöntemle öğrenmiş olmanız, bilginin sonsuza kadar güncel kalacağı anlamına gelmez. “Kaynak: müşteri raporu tanımları, kontrol edilen bölüm: aktif hesap ölçütü” gibi kısa bir kayıt yeterli olabilir. Açık sorularınız varsa onları ayrı tutun; henüz cevaplanmamış bir soruyu açıklamanın kesin parçası gibi göstermeyin.
Yakın zamanda öğrendiğiniz bir terimi seçin. Bir sayfaya konu sorusunu, ilk açıklamanızı, cevaplayamadığınız noktayı ve kontrol edeceğiniz kaynağı yazın. Kaynağı inceledikten sonra açıklamanın yeni sürümünü hazırlayın. İki sürümü yan yana tutun; gelişim, daha uzun yazmak değil, önceden belirsiz olan kısmı açık anlatabilmektir.
Öğrenmeyi yalnız açıklamayla bırakmayın. Aynı kuralı küçük bir iş üzerinde uygulayın. Örnekte birkaç hesapla oluşturduğunuz deneme tablosu, anlatım ile uygulamanın birbirini tutup tutmadığını gösterebilir. Bu adımları iş hayatındaki gelişim ihtiyaçlarınızla birlikte değerlendirmek için kariyer gelişim kursunun programını inceleyebilirsiniz.

Sık sorulan sorular
Feynman tekniği yalnız öğrenciler için mi uygundur?
Hayır. Bir rapor kuralını, iş sürecini veya yeni aracı öğrenirken kendi açıklamanızdaki boşlukları görmek için de kullanabilirsiniz. Çok geniş bir konu yerine tek bir soruyla başlayın. İş sorusunu netleştirme yazısı bu sınırı kurmanıza yardımcı olabilir.
Mutlaka bir çocuğa anlatır gibi mi konuşmalıyım?
Hayır. Buradaki amaç, anlaşılmayan kısmı teknik kelimelerle gizlememektir. Dinleyicinin bildiği dili kullanın; işi için gerekli ayrıntıları silmeyin. Raporun kapsamı, tarih veya istisna önemliyse açıklamada kalmalıdır.
Sade anlatabiliyorsam bilgim kesin doğru mudur?
Hayır. Yanlış bir kuralı da akıcı anlatabilirsiniz. Bu yüzden açıklamanızı onaylı kaynakla ve karşı örneklerle kontrol edin. Yapay zeka yanıtlarını doğrulama yazısındaki iddia kontrolü aynı ayrımı gösterir.
Her öğrendiğim konuda bu yöntemi kullanmalı mıyım?
Her not için uzun bir anlatım hazırlamanız gerekmez. İşinizde kullanacağınız, sık karıştırdığınız veya başkasına açıklamanız gereken kavramları seçin. Açıklamadan sonra küçük bir uygulama yaparak gerçekten kullanıp kullanamadığınızı görün.